MeyvaliköyüHaber
Rize Haber
Trabzon Haber
Artvin Haber
Fındıklı Haber
Pazar Haber
Ardeşen Haber
Çayeli Haber
Arhavi Haber
Spor Haber
Siyaset Haber
Türkiye Haber
Teknoloji Haber
Sağlık Haber
Adsl kota
Adsl kota
Destanlar
Festivaller
İlanlar
Komedi
Laz müzigi
Laz tarihi
Laz fikralar
Laz alfabesi
Laz yemekleri
Link adresleri
Makale
Oyunlar
Programlar
Rizeli ünlüler
Videolar
Turizm
Sanatçilarimiz
Yönetim
Rize ilçeleri
Findikli
Ardesen
Çayeli
Çamlihemsin
Ayder
Hemsin
Pazar
Güneysu
Kalkandere
İkizdere
Derepazari
İyidere
Kalkandere
Karadeniz illeri
Artvin
Rize
Trabzon
Giresun
Bayburt
Ordu
Tokat
Samsun
Amasya
Kastamonu
Bolu
Safranbolu
Zonguldak
Yaban hayat
Atmaca
Avcilik
Av resimleri
Tarim
Çay
Findik
Kivi
Yetişenler
Turizm ve Ulasim
 

 

Agustos Ayinin gelmesiyle baslayan bildircin avi sezonunu bide ustasindan dinleyelim..



Agustos ayinin gelmesiyle bildircin avi sezonu basladi.Atma türküde söylendigi gibi ”Geldi Agustos Ayi Nerdesin Ali Dayi…Bildircinlar geçeyi hazirla Atmaca”yi.

Bildircin Avi Nasil Yapilir?

   Bildircin, sülüngiller familyasinin en küçügüdür.Canli agirlik ortalamalari ergin erkeklerde 100-130 gram ergin disilerde ise 120-160 gram arasindadir. Görünüs olarak erkeklerin gögüs tüyleri düz kahve renkli, disilerin ise giri renkli ve siyah beneklidir. Ayrica erkeklerin ve disilerin baslarinda gögüs tüylerinin renginde seritler yer alir.Hizli, alçak ve yakin mesafe uçar. Konarken kanat süzer ve ardindan kanat çirparak iner. Yerli ve göçmen olarak yurdumuzda bulunurlar. Ilkbaharda göçmen olarak gelirler. Yüksek yaylalara, tarlalara, otlaklara yerlesirler.Buralarda yuvalarini yaptiktan sonra,10-13 civarinda yumurtalari olur. Yumurtadan çikan yavrular 40-45 günde eriskin büyüklügüne erisirler ve onlar da yuva yaparlar.Yani anlayacaginiz ülkemizden göç ederken, 2-4 kusak(havalarin durumuna göre degisir) birlikte göç yapar.
  Bildircin avi kolay ve zevklidir.kendinize arkadas olacak bir Çömez yetistiriyorsaniz, bol fisek atilan ve digerleri kadar yorucu olmayan bu av en uygun olanidir. Aniz tarlalari,süpürgelik ve dikenlikler, bahçeler bildircini bulabileceginiz yerlerdir.Gün içinde hava isindiktan sonra kaldirmak zordur. Bütün gününüzü av yapmaya planladiysaniz ve köpeginiz de yoksa, 10.30 - 16.00 saatleri arasinda bir agaç gölgesinde oturup sabah avinin yorgunlugunu muhabbetle ,dinlenerek geçirmenizi tavsiye ederim.

 Eylül Ekim arasi Karadeniz ve Marmara Bölgesi'nde göç nedeniyle büyük sürülere rastlanilabilir. Bildircin kalktiginda düz bir sekilde uçtugundan avciya sakin bir atis yapmak kalir. Fakat ne yazik ki üzücü av kazalari genelde bu avda meydana gelir.Bu yüzden, kalabalik ve düzensiz av yapilan avlaklara girilmemelidir. Kiyafetinizin açik renkli,arazi rengine uyumsuz bir sapkaniz olmasinda ,kim vurduya gitmememiz açisindan büyük fayda vardir.Türkiye'de yaygin olarak bulunan tüfek 12 kalibredir. Lakin bu çaptaki tüfekler bildircin için uygun degildir. Bu problem 55-61 cm namlu ,11 numara saçma ,28 gr fisek kullanilarak ve bildircin kalktiginda mesafenin açilmasina müsade edilerek giderilebililir.

Kaynak : haberyeşil

Bölge insaninin atmacaya olan asiri bagimliligi ve yürekten vurgun olmasindan dolayi da birçok türkülere ve manilere konu olmustur. Bunlardan bazilari bölge insaninin gerçek duygularini yansitirken bazilari da bölge insanini hiç tanimayan, buradaki insanlarin atmacayi nasil sevdiklerini bilmeden onu öldürüp yediklerini ima etmektedir. Oysa atmacayi yemek söyle dursun atmacayi öldürenler bile lanetlenerek toplum disina itilir. Atmacalari öldügünde insanlarin günlerce agladiklari sikça anlatilmaktadir.

DANABURNUNDAN BILDIRCINA ATMACANIN YOLCULUGU

( GVAPASEN OTRIKESE SIFTERISI SEFERI )

 sayfa 1

 Atmaca Nasil Avlanir? :

Genelde atmaca avciligi olarak taninan bu serüvene saygimizdan mi,sevgimizden mi bilinmez,avcilik kelimesini pek yakistiramayiz.Zira av sözcügü insanda birtakim maddi kazanimlari,etinden istifade gibi egoizmi ve nefsi arzularini çagristirmaktadir.Yani tabiri caizse bencillesmeyi ifade etmektedir.

Oysa Karadenizlinin çok sevdigi ve ata sporu olarak kabul ettigi atmacayi tutmak ile birlikte sezonun baslangicindan sonuna dek yasayacagi asamalarda alacagi haz,duyacagi heyecandir bekledigi,özledigi...

 Arhavilinin atmacaciliginda muhakkak ki atmacayi tutmak, onun çesitlerinden en iyisine sahip olmak onu evcillestirerek hükmedebilmek gibi amaçlari vardir.Ancak gerçekte ona ulasmada yasananlar engelleri asmada verilen mücadelede alinan keyif daha zevk vericidir.Su halde Arhavilinin avciliginda atmaca yalniz amaç degil,15-20 günlük av süreci içerisinde yasayacagi heyecani için birazda ARAÇTIR.

Araçtir çünkü; yasananlar ona ulasmak içindir,ulasilan sevilerek seçilen onu avlayan (yakalayan) tarafindan sefkatle egitilip beslendikten sonra geç kalmadan sicak ülkelere göç etmesi için azat edilecek degerde asil ve saygin bir kustur atmaca…

Ava alistirilan bu küçük yirtici kusun Latince adi “Accipiter nisus” ülkemizde bilinen Türkçe adi “Atmaca” Lazlarin tanimladiklari ismi ise “SIFTERI'dir.Atmacanin erkegi küçük disisi daha büyüktür.Avcinin tercih ettigi cinsiyet ise disi atmacadir.Zira disi atmaca daha güçlü ve daha çeviktir.Agirligi 180 ila 300 gr arasinda degisir.1 yasinda olanlarin göz,ayak ve gaga üstündeki derimsi kismi sari renktedir.Yaslandikça bu renk koyulasir ve sari renk kirmiziya dönüsür.Erkek atmaca ise,küçük güçsüz ve dayaniksizdir.Lazca adi “Mamuli3i”dir.Disi atmacanin tüyleri de yildan yila koyulasir.Tüy rengi bakimindan atmacanin üç türü 20'den fazlada cinsi vardir.Bunlar sirasiyla a)Karalar,b)Kizillar,c) Sarilardir.Türünün en makbulü ve en nadiri “Ispir” tabiri ile adlandirilan atmacadir.Diger çesitleri ise Beyaz Ispir,Pis Kara(pinti kara),Açik Kara,Beyaz Açik Kara,Büyük Kara,Ufak(Çuta)Kara,Karanin Ispiri,Bozkara,Kelbozkara,Bozkizil,Pis(Pinti) Kizil,Pak Boz Kizil,Küllü Bozkizil, Kirmizi(Mçita) Kizil,Çamkizil,Halis Çamkizil,Kara Çam Kizil,Halis Bozkizil,Yanmis Çam Kizil,Beyaz (Kçe) Kizil,Kara Kizil,Siyah(Uça)ÇamKizil,Kizil Kara,Sari,Açik Sari,Yanmis Sari….

 Asaletini; hasmetini ve yirticiligini vücut sekline tüylerinin düzgünlügüne gagasinin büyüklügüne omuzlarin genisligine göz ,ayak ve gagasinin üst kismindaki derimsi yerlerin ayni renkte ve koyu sari olmasina borçludur.

 Atmaca; Avrupa ve Asya'nin suyu bol ormanlarinda yasar,yuva yapar,ayni zamanda göç eder.Türkiye'de yuvasini 10-20 Haziran arasinda yapar.Genelde Rusya'nin ve Kafkaslarin dorugunda ürer.Iki ila bes yumurta yumurtlar ve kuluçkaya yatar.10 Temmuza kadar yavrulari çikmis olur.1 Agustosa kadarda yavrular,yuvalardan uçar.20Agustostan Ekim sonuna kadar kuzeyden güneye (Basra Körfezi,Arabistan,Yemen,Kuzey Afrika ülkelerine) genç atmaca olarak göç eder.

Sayfa 2

Mart ayinda güneyden kuzeye gidis yönünün tersine çiftlesmek ve üremek üzere geri döner.Bu mevsimde avlanan atmacaya “TERSINE ATMACA” denir,ancak üremek için geri dönen genç atmacalarin avlanmasi yöre halki tarafindan uygun bulunmaz,tasvip görmez.

Beslenmesini sürüngenlerden kertenkele,kemirgenlerden fare,sincap ve gelincigin yaninda çulluk,keklik,bildircin ve küçük kuslari avlamakla saglar.Atmacanin yakalanmasi (tutulmasi) 4 tarzda olur.

1-Derelerde kapi yanina agi kurmakla

2-Geçit yerlerdeki yüksek agaçlara torba ag kurarak (monta)

3-Yavrularin yuvayi terk etmesinden sonraki 15 gün içerisinde düdükle anneyi taklit etmek suretiyle onlari çagirarak ve aga tuzaga düsürerek

 4-Yüksek dag geçitlerinde ag kurmak suretiyle geçmekte olan atmacaya yöresel adi Gaço olan etçil çekirge kusunu oynatip aga vurdurarak.

Avlanmalar :

1-Birinci maddedeki avlanma sekli avciya atmacaya ulasim esnasinda ne bir heyecan verir nede avcilik adina dürüst bir yaklasim olur.Zira,avcinin bu sistemde sürekli avin yaninda beklemesi gerekmektedir.Agi asip avcinin avlak sahasindan uzaklasmasi halinde yakalanan atmacalar zamaninda agdan çikarilmadigi için bu süreç içerisinde telef olabilmektedir.

2-Ikinci maddede ‘Skence' diye tabir ettigimiz ag seklini devletlerin yaban hayatini koruma kanununa aykiri oldugu gerekçesiyle 1989 yilindan itibaren atmacacilarimiz terk etmis durumdadir. Çünkü,bu av sekli de hayvanin avlandigi esnada avcinin yaninda olmamasi gerekçesiyle yüksek agaçlarda torbalama sekliyle kurulan aga takilan atmacalarin kurtulma çabasi ile kendilerine zarar verdikleri,kolunu kanadini kirdiklari bir gerçektir.Bu yüzden bu av seklinden yasaklandiktan sonra vazgeçilmistir.

3- 3 No.lu yakalama tarzi gerek Arhavi gerekse Lazlarin yogun yasadiklari alanlarda uygulanmaz. Hem avcinin sanina aykiri hem de amaç teskil etmeyen atmaca avciligi dogru degil etik degildir.Böyle bir sahibiyeti yöremiz avciligi kabul görmez.

4-Bu maddeyle tanimlanan av sekli tarihsel geçmisi olan gerçek atmacaciligi anlatir.Simdi 4. maddeyle izah edilen avciligi inceleyelim.

ATMACA TUTMA ( SIFTERISI OÇOPU) Açilimi; Kusu kusa avlatma sanati. Ata sporu,insan doga sentezi,insan ve yirtici kus diyalogu ne dersek diyelim her sey atmaca avi için,ama bir gerçek var ki o da ona ulasmak için birçok asamalari,merhaleleri kat etmek zarureti geregidir.Yani atmaca tutmak için asagida siralanan konularda sirasiyla avlari gerçeklestirmemiz gerekmektedir.

 1- Gvapa (Danaburnu avi)

2- Gaço (Etçil çekirge kusu avi)

3- Sifteri (Atmaca avi)

 4- Otrike (Bildircin avi)

Bütün bu avlar atmacacilik zinciri içerisinde birbirlerinin yakalanmasinda av malzemesi olarak avcilar tarafindan kullanilmistir.Sirasiyla yukarida zikredilen avlari ve avcilarin araç- gereçlerini tanitalim.

 Sayfa3

1- GVAPA (Danaburnu ) AVI

 Önce danaburnunu ansiklopedik bilgilerle taniyalim nasil bir hayvandir,nerelerde yasar ve ne ise yarar?.Danaburnu büyük bir böcektir.

Elitralari(Üst kanat) kisa oldugu için karin kismini örtemez.Latince adi Gryllotalya olan danaburnuna Lazlar Gvapa adini vermislerdir.Kazici bir böcektir.

Ömrünü yeraltinda yumusak topraklarda açtigi uzun ve genis yuvalarda geçirir.Rengi kirmizimsi kabugu tüylüdür.Yürüyüsü ve uçusu agirdir.Ancak aksamüstü yeryüzüne çikarak uçar.Danaburnu sebze bahçeleri için çok zararlidir.Çünkü delik açarken önüne çikan kökleri keser.Daha çok böcek kurtçuklari ile beslenir.Danaburnunu yok etmek için mazot veya mazot su karisimi akitilir.Bunlarin disinda toprak kükürtlenir.Düzkanatlilarin “gryllotalpydae” familyasindandir.

Iste seceresi böyle gvapanin.Neden gvapayi anlattik,neden bu böcek söz konusu oldu?Sondan basa dogru cevaplarsak su sonuç ortaya çikiyor.Atmaca gaçoyu çok sever onu yemek için dalis yaptiginda aga yakalanir.Gaçoda gvapayi çok sever.O halde atmacayi yakalayabilmemiz için önce gaçoyu yakalayabilmemiz lazim.Gaçoyu yakalayabilmek içinde gvapaya ihtiyacimiz vardir.Peki gvapayi nasil yakalayabiliriz.Önce bunu açiklayalim:

Bir siseye sabunlu su veya mazot karisimi su doldurulur.Toprakta,serçe parmagi kalinliginda tas altlarinda, gübre kalintilari ile bitki ve agaç kökleri civarindaki deliklerde aranir.Bu deliklere hazirlanan sivilar dökülür.Toprak altindaki yuvasinda bu sivilardan rahatsiz olan gvapa hemen yeryüzüne çikar .Uzun kil seklindeki biyiklari ile göründügünde delikten çekip çikarilir.Avcinin yaninda getirdigi bos kibrit kutusuna konulur.Birkaç tane yakaladiktan sonra gvapa avi sona erer.

 2-GAÇO AVI (Çekirge –Atmaca Kusu)

Gvapa ile gaço tutmak için mutlak bir kapana(tuzak) ihtiyaç vardir.Avcilarin gaço tutmak için 3 türlü tuzak gelistirdiklerini biliyoruz.

 1-Çevresi ince agla sarili içinde gvapanin bulundugu ag tuzakla yapilan av.Bu av çok nadir kullanilan avcilar tarafindan pek degerlendirilmeyen bir yöntemdir.

 2-Üstten açmali kapan düzenegi: Genelde önden açmali kapan sisteminin üstten açmali seklidir.Kullanisli ve tercih edilen bu tuzak önden açmali tuzak kadar kabul görmektedir.

3-Önden açmali semsiye telli kapan.Bu üç kapan sisteminden biri ve en yaygin sekilde kullanilanidir.Atmacacilarin çok sik kullandiklari önden açmali semsiye telli kapani taniyalim.

RAGI

Genelde fare, domuz, çakal ve ayiyi yakalamak için kurulan tüm tuzaklara diger adiyla kapanlara Lazca “Ragi” denir.Ragi kapanin(tuzak) Lazca ifade seklidir.Ancak, ragi kelimesi daha çok gaço yakalama kapanina yakistirilan ad olarak bellegimizde iz birakmistir. Yani Ragi gvapa,gaço ve Sifteri (atmaca) ile özdeslesmistir.Ragi dendiginde atmaca ve atmacaci animsanir. Diger kapanlar bahis konusu olunca cümlenin önüne söz konusu olan hayvanin adi belirtilerek tanimlanir.Örnegin: “Mtugisi Ragi” (fare kapani), “Mkapusi Ragi” (çakal kapani), “Gecisi Ragi” (domuz kapani ) veya “Mtutisi Ragi” (ayi kapani) gibi öndeki sifatlari ile tanimlanir.Oysa hiç kimse gaçosi (çekirge kusu) ragi demez,sadece ragi der ve o da gaço tutma kapani olarak algilanir.Iste atmacacilik böyle büyük bir sevdadir.Dildeki bütün yakistirmalar bütün yakinlik sadelik ve güzellik ne varsa bu ise hicvedilir.

 Raginin imalati için önce 25-30cm uzunlugunda 18-20 cm genisliginde 1,5-2 cm eninde dikdörtgen bir tahta alinir.Bu tahtanin uzun tarafinin bir tanesi yuvarlaklastirilir.Tipki ütü masasi görünümünde diger tarafi düz oldugu sekliyle birakilir.

 Sayfa 4

Tahtanin 18-20 cm genisliginin köselerinden çivi ile iki adet delik açilir. Birinci delige 50cm uzunlugundaki bag telinin bir ucu sokulur. Diger ucu da tahtanin öbür kösesindeki ikinci delige sokulur.Ragi tahtasinin 2 cm gerisinde iki karsilikli delige 50 cm'lik bag telinin kavis yapilarak sokulmasiyla ilk yarim elips daire elde edilir.Ilk yarim elips dairenin 8-10 cm arkasina ikinci bir yarim elips daire daha yapilir.Ancak bu ikinci yarim elips daire 40-42 cm lik bag teli ile yapildigindan ve ilk yarim dairenin 8cm gerisine monte edildiginden tahtanin arkasindaki yuvarlak bölgeye dogru yukaridan asagiya nispeten egim olusur.Yine ikinci yayin 10cm kadar arakasina üçüncü elips yarim daire tel takilir.Bu yayi olusturan bag telinin üçüncüsünün uzunlugu 35 cm civarindadir.Gelinen durum bastan tahtanin arkasindaki yuvarlak bölgeye dogru yarim daireleri olusturan yaylarin alçalarak egilimi tamamlamasidir.Bu yarim dikme Elips çemberlere üstten ve iki yandan ortalama olarak kafesi kuvvetlendirmek üzere bag telleri baglanir.Bu üç bag teli ütü masasi arkasi seklindeki yuvarlak kisma dogru inerek açilan deliklerde sabitlestirilir.Böylece önden arkaya dogru irtifasi gitgide eksilen bir sera çadiri seklini alir. Bu iskelete çok ince örülmüs tel örgü veya siyah renkte hamsi agi gerilerek takilir

Ilk elips daire sablonunda,boyutunda çinko levhadan kapak yapilir.Tuzak tahtasinin 2 cm gerisindeki ilk kavis yaylarini takildigini belirtmistik.Kapak öndeki 2 cm'lik alana telden veya çividen yapilmis menteselerle takilir.Ilk kavis yayinin 2 cm sagina ve soluna 4 – 5 cm yüksekliginde iki adet bassiz çivi çakilir.Bu iki çivi arasindaki mesafe 14 cm civarinda olmalidir. Bu mesafeden biraz daha uzun kursun kalem kalinliginda ve yuvarlakliginda bir çubuk, çiviler arasina yerlestirilir. Çivilerin hizasinda çubuklar çaki ile yontularak bir yanlari düzeltilmis duruma getirilir.Kapan tahtasinin arka kismi ütü masa seklinde oldugunu belirtmistik.Bu yuvarlak kismin altindan çakilan 40-45 cm uzunlugundaki semsiye teli yukariya dogru bükülerek kavis yapilir.Yay sekline getirilen semsiye telinin ucuna 40 cm uzunlugunda bir sicim baglanir.Bu sicimin ortasina boyu 17-18 cm civarinda findik çubugundan yapilmis bir aparat takilir.Bu aparat semsiye telinden yapilan yayla kapak arasindaki ipligin ortasina yakin bir yere kapan tetigi görevi için baglanir.Iki çivi arasindaki aykiri aparata dikey aparati yaslayarak egrelti bir engel olusturulur.Bu engelin yüksekligi gaço kusunun boyundan daha fazla olmamalidir.Zira kus içeriye gvapayi yeme arzusuyla geldiginde mutlaka bu engele basarak geçme zorunlulugu dogmalidir.

 Gaço kusu avina ulasmak için bu engele bastigi an çok egreti sekilde hazirlanan düzenek tetiginin asagiya düsmesine neden olur.Gergin semsiye teline sicimle bagli olan kapakta yaslanmis aparatin kurtulmasi ile yayin geriye esnemesi sonucu ilk elips daireye hizla kapanir.Artik gaço yakalanmistir.Avci gaçoyu avlamak için agaçlik,düzlük ve küçük kurtçuklarin solucanlarin yasadigi alanlarda tuzagini kurup,kusa görünmeden uzaktan izler.

 Kus yakalandiginda raginin içerisindeki gvapayi (danaburnu) avci gelene kadar yer bitirir.Bu durum da avcinin isine gelmez.Zira yakalanan gaço ile atmaca tutulur mu tutulmaz mi bilinmez.Gaço‘nun yenisinin yakalanmasi gerektiginde gvapa sorunu ile karsilasmamak için ragi de koruyucu önlemler gelistirilmistir.Söyle ki ragi tahtasinin tam ortasina 10x10cm ebadinda kare bir delik açilir.Bu açilan kare alana 2 cm yükseklikte kaba siva için kullanilan elek telinden 10x10cm'lik alani kapatacak yüzeyde kafes yapilir.Delik taban çekmece düzeneginde sürgü tahta ile kapatilir.Bu kafesin içine danaburnu gvapa belinden bir iplikle baglanarak küçük kafesin içinde muhafaza yapilir. Gvapanin ayaklari henüz yere degecek kadar yükseklige asildiginda yürümek için kendini sürekli hareket etmek zorunda hisseder,ancak belinden bagli oldugundan bir yere gidemez.Gvapanin yürüyebilme çabasi gaçonun görmesine ve ilgi çekmesine neden olur.Ragiye gvapayi avlamak için giren gaço böylece avlanir.Üstelik tel kafes içerisinde korunmakta olan gapayi da yiyemez.

 Sayfa 5

 Gvapa ile tutulan çekirge kusu gaço,çok zeki,çevik ve enerjik etçil bir kustur.Bu yüzden tutulur tutulmaz besiye alinmalidir.Gaço kusu ehillestikten sonra degnegine oturabilen,degnekte sarkmayan, bagli ipliginde asilmayan,aksine çubugunda oynayan bir kustur.Bu meziyetinden dolayi atmaca avi için en gerekli araçtir.

Gaçonun renk bakimindan bir çok çesidi vardir.Ancak edinilen tecrübelerle kanitlanan insana en yakin cinsi arkasi kirmizi gögsü beyaz olanidir.Gaçonuin gagasi gayet keskindir.Insani isirdiginda kanatabilecek kadar kuvvetlidir.1,20 cm uzunlugundaki findik çubuguna 25-30 cm uzunlugunda ki Tire sicimi ile baglanir.Gaço çubugun ortasina iplikle ilistirilen kus eti veya dana yüregi ile beslenir.Genelde su içmez,su ihtiyacini yedikleri taze etten saglar.Besi eti günlük ve çig olmalidir.Kesinlikle gaçoya ve atmacaya tuz veya tuzlu gida verilmemelidir.Tuz bu kuslarda zehir etkisi yapar ve hemen öldürür.Kus yeni yakalandiginda suursuzca uçmalar,sarkmalar,firlamalar yapabilir.Bu duruma karsi egitmen sabirli olmali kusu çubuga alistirmalidir.

Enerjisini yedigi etten alan gaço ilk baslarda korku ve endiseden dolayi yemek yemekten kesilir.Bu durumlarda egitmen eti biçakla incelterek ve kusu avucuna alarak beslemelidir.Zira;gaço kusu bir günde kendi agirliginca et yemelidir.Eger gagasini ete yanastirmasina ragmen eti yemiyorsa mutlaka küçük kiymalar halinde parmaklarinizla gagasini açip yedirilmelidir.Çünkü zayif ve güçsüz gaço çubukta oynayamaz.Zamanla çubuktan uçar havalanir.Kusun ayaklari çubuga bagli oldugundan egitmen ileri uçusa degil, bilakis havada durus uçuslarina alistirmalidir.Bir helikopter gibi çubugun üzerinde uçarak havada durmalidir.Buna “gaço oynatma” denir.

Bu özellikleri kazanan gaço artik atmaca avina hazir demektir. Gaço, çubuk üzerinde istenilen uçusu yapabildiginde atmacaci da kusa son olarak gözlerinin üzerine mesin kapagi takar.Mesin kapak; 1,5 -2cm çapinda yarim daire seklinde kesilir.Yuvarlak bir çubuk basi üzerinde dolastirilarak ve mum atesine tutularak disbükey sekil kazandirilir.Yani bir elips kürenin yarim daire sekli halindeki mesinleri kusun gözünün üzerine yapistirilir.Yapistirma islemi eskiden zift ve balmumu karisimi bir maddeyle yapilirdi.Simdilerde uhu,404,Japon gibi kimyasal maddelerle yapistirilmaktadir.Kus bu yapistirmaya tepki gösterebilir.Bu yüzden avdan bir gün öncesinde yapistirilma yapilmalidir.Kusun gözüne yapistirilan kapak seklindeki mesinin görevi hareketli ve oynak gaço kusunun atmaca avi esnasinda atmacanin avina yukaridan asagi pike uçusunu görmemesi içindir.Yani bir nevi at gözlügü görevini yapar.Kusun sadece görüs alani yerdir,zira gaço kusu atmacayi gördügünde bir tas gibi bagli oldugu iplikten asagiya sarkar.Bunu gören atmacada hileyi anlayip inisi ani bir hareketle çikisa dönüstürür.Bu duruma atmacacilar “atmaca estu” derler.

Atmaca kusu(çekirge kusu) veya Lazca adiyla gaço kusu artik atmaca avi için hazirdir.Gvapa ile gaçoyu tutan avci simdide gaço ile atmaca tutmanin hesaplarini yapmaktadir.

Sayfa 6

 3-SIFTERI (Atmaca avi)

 Mart ayinda Avrupa'nin daglik ve ormanlik alanina göçüp üreyen atmacalar yuvalarindan çikmis genç bir atmaca olarak güneye sicak ülkelere göçerler.Göç zamani Agustos ayinin 15'sinden baslayip Ekim-Kasim aylarina dek sürmektedir.Söz konusu atmacaciligin bizim yörelerdeki en verimli oldugu aylar Eylül ve Ekim aylaridir.Agustos'un 15'inden sonra baslayan göçle birlikte avcilar,atmacanin geçis yollari üzerindeki tepelere gruplar halinde çikarlar, kumanyali çadirlari kurarak adeta bayram havasi yasarlar.Atmaca sezonu açildiginda avcilarin içlerini heyecanla sevinç karisimi bir duygu sarar.Çikacaklari tepeyi önceden belirlerler.Her tepe atmaca avi için uygun degildir.Yüzyillarin tecrübesi atmacaciya miras kalmistir.Iyi bir atmacaci atmacanin göç yollarini ve zamanini çok iyi bilir ve o tarihte o mekanda yerini alir.Atmaca tutma mekanlari Arhavi'de bayagi yogundur.Arhavi bu konuda Rize-Pazar ve Ardesen'e oranla daha çok göç yollarinin isabet ettigi yerlesim yeridir.

 Ancak Murgul,Maçahel,Borçka'nin kuzeydogusu ile Artvin'in Iskep Tepesi Arhavi'ye oranla daha bereketli göç yollarinin oldugu yerlerdir.Arhavi'deki atmaca için en uygun daglar ve tepeler ise;Ciha,Isina,Kapistona Tepesi,Papadiha,Tukmane,Jin Tukmane,Zinge,Bahta Tepesi,Okure Kayasti,Kapis yeyi,Sirtis yeyi,Kutunit Tepesi,Impara Dagi,Napsit Tepesi,Sazlik Tepesi,Pilarget Tepesi ve Limhanapuno gibi yerlerdir.Bu yerlerin sayilarini çogaltmak mümkündür ancak Bahta'daki(Kireçlik köyü) yerler atmacacilik için Arhavi'deki en uygun yerlerin basinda gelir.

 Avcilar agaçlik ve çalilik alana ya çadir kurarlar veya agaçtan yaptiklari barakalarda gecelerler.Bu barakalar,daha önceleri çok ilkel sartlarda yapilirdi.Çatilara,yagmurlardan korunmak için “Hartoma” denilen gürgen agacindan baltalarla ayristirilarak elde edilen plakalari örterlerdi.Bu yerlere yöresel adlari ile “Bageni” veya ”Kalivi” denmektedir.Bageni, daha çok hayvancilik yapan çobanlarin kaldiklari yer için kullanilan tanimlamadir.Zamanla atmaca yerleri modern yapilara, içindeki,mutfaginda buzdolabi disinda tuvaleti ve ilisiginde yatakhanelerinden olusan konaklama yerlerine dönüstü.Tasinabilir çanta jeneratörle elektrik gereksinimi av saatleri disinda elde edip, aydinlatmada ve haberlesmede kulanmaya baslandi.Atmacacilik maksadiyla çikilan tepede av saati disinda dagcilik sporunun yaninda tabiatin keyfini çikartip, tepeden Arhavi'yi ve diger komsu ilçeleri izleme olanagi bulunabilmektedir.

 Av için avlak sahasinin düzenlenmesi gerekmektedir. Kamp yerinden biraz ileride “Çerge” denilen kamuflajli gizlenme alani yapilir.Çerge agaç dallarindan üstü ve yanlari yapraklarla örtülüp kapatilan bir nevi kabindir. Bu kabinin üst kisimlarinda atmacayi izleyebilmek,göge bakabilmek için mazgal seklinde delikler,gedikler birakilir.

 Avlanmak için gaço kusu,çerge ve birde atmaca agi gerekmektedir.Atmaca avi için ag ince siyah iplikle örülmüs,agin gözenekleri 3-3.5 cm arasinda olmalidir.Atmaca agi her hangi bir balik agi kesilerek yapilamaz,özel olarak atmaca tutmak için dokunmalidir.Agin sekli üçgen biçimindedir.Bu üçgenin iki kenarini kavrayan 2.5-3 metre uzunlugunda 2 degnekten ibarettir. Agin kenarindaki gözler bu deliklerden geçirilmis sekildedir. Degnegin genis tarafi 70-80 cm dar tarafindaki uçlari ise,3.5-4 cm uzayabilen ipliklerle birbirlerine bagli olmalidir.Ayrica agin bitisteki gözenekleri de bu ipliklere takilmalidir.Degneklerin açilmasinda agin sekli üçgene benzer.Bütün alan 4¬-5 m2 kadardir.Degnegin biri yere sabit digeri ise dik durdurularak orta yerinden bir iplikle çerge (kamuflajli atmaca bekleme kabini)nin ucuna dikilen degnege çok egreti olarak ilistirilmelidir.Böylece agimiz 4-5 m2 lik bir alan genisliginde çergenin önüne üçgen seklinde gerilmis olur.

 Sayfa 7

Çergenin bir kenarinda avcinin oturabilecegi kendine has bir yeri,diger yaninda ise atmaca agi olmalidir.Atmaca kusu bu sirada çergenin içinde degnegi çergeye takilmis sekilde bekletilmelidir.Atmacacinin yüzü atmacanin gelis yönünde olup,çergenin üzerinde hususi olarak birakilan deliklerden karsi tepeleri izlenmelidir.

 Atmaca karsi tepelerden gelmeye baslayinca avci aninda yere sinerek,çergenin arkasinda vaziyetini alir.Gaço kusunu degnegin ucunu oturtmus haliyle agin önüne dogru uzatir.Kendisi dal ve yapraklardan yapilmis kamuflajli kabinin (çerge) içerisinde gizlenmis ve eli dahi gözükmeyecek sekilde kusu degnekten uçurmaya baslar.Buna “atmacaya gaço oynatma” denir.

Atmaca kilometrelerce uzakta bu kusu görebilecek kadar keskin bir göz yapisina sahiptir.Atmaca, kusu gördügünde jet uçagi gibi pike dalisi yaparak avina dogru kanatlarini kapatmis bir vaziyette gelir.Avci için bu an en heyecanli en keyifli andir.Atmacacinin yasadigi en muhtesem,adrenalinin yükseldigi heyecan ve zevkin doruklara ulastigi zamandir.Atmacanin kanatlarini kapatip güdümlü bir mermi hiziyla avina dogru kilitlenerek gelmesi kelimelerle ifade edilecek bir sey degildir.Halk dilinde atmacanin bu tür aga gelmesine “yumulma” denir.Eger atmaca avciyi veya baska birinin pususunu fark ederse geldigi hiza ters orantida ve yukariya dogru yükselis yaparak uzaklasir.Buna da “atmaca estu” denir.

 Atmacanin gaço kusuna gelmekte olduguna iyice kani olduktan sonra degnek parmakla hafifçe saga sola çevrilerek kusun agin önünde kanatlarinin açilmasi temin edilir.Atmaca kusa süzülmeye basladigi an gökte birdenbire durmus bir tas gibi görünür.Gittikçe de o haliyle büyümeye baslar.Bu durum hizla kusa yaklasiyor demektir.Inanilmaz bir süratle gelen atmaca önündeki siyah iplikle islenmis agi fark edemeyip olanca hiziyla aga (mosa) çarparak takilir.Zira bu çarpma esnasinda gevsek tutulan ag çarpmanin etkisiyle torbalanir.Atmacanin ayaklari kanadi aga dolanir.Tabi bu çarpmada egrelti bir sekilde ilistirilmis olan ag çubugu da yerinden çikarak düser.Bu durum agin torbalanmasina neden olur.Artik atmacanin agdan kurtulmasi mümkün degildir.Agin alt çubugu sabit oldugundan atmaca torbalanan agin içinde kalir.Artik atmaca tutulmustur.Simdi atmacaya zarar vermeden agdan çikarilmasi gerekmektedir.Tabi buda tecrübeye binaen yapilmalidir.Önce atmacanin ayagi aga vurus istikametine dogru kurtarilir.Sonra ayaklarindan tutularak kanatlarini çirpmasi saglanir.Yöntem böyle olmalidir.Bu yöntemin disinda atmacayi, heyecanla çikarmaya çalisan acemi avcilar istemeyerekte olsa zarar verebilirler.Atmaca ilk tutuldugunda avuç içine alinir.Kanatlari toparlanmis sekliyle mendille baglanir.

Atmaca aga çarparak yakalanmanin ve insan eline geçmenin saskinligiyla sok durumdadir Bu yüzden bilinçsizce pençe atar veya gagalamaya çalisir.Bu darbeler siddetli ve etkili oldugundan sakinilmalidir.Atmaca vahsi bir kustur.Dogada çok uzaktaki bir insani fark ettiginde ürküp hemen kaçan bu yirtici,yakalandiginin üçüncü günü avcisi ile artik barismistir. Sahibi ile iletisim kurmaya ,bazi emir ve komutlari yerine getirmeye hazirdir.

 Atmaca “gedvalu” denilen baglarla beli ve ayaklari korunacak sekilde baglanir.Ayaklarina kendine has çingiraklar takilir.Atmaca,sevgiden ilgiden çok hoslanir;oksanmayi pek sever.Bu yüzden bazi komutlar arasinda atmaca mutlaka oksanmalidir.Ehillestirilmeye baslanan atmaca sol elin bilek üzerine oturtulur.Atmacayi kavrayan ayak ve bel bagi sol elin isaret parmagina dolanip,bagin gerisi avuç içine alinir.Sag elin bas ve isaret parmaklari oluk sekline getirilerek atmacanin gögsü sivazlanir.Bu hareket yavas yavas ve ayni ritimde yapilmalidir.Atmacaya avcisinin zarar vermeyecegini hissettirilmeli,güven kazanilmalidir.Gögüs tüyleri parmaklarla düzeltilip sirti da avuç içiyle basindan kuyruguna dogru sivazlanmalidir

Sayfa 8

Ilk zamanda tepki veren,kola oturmak istemeyen,uçmaya çalisan veya bagindan bas asagiya sarkarak huysuzluk yapan acemi atmaca kisa zaman sonra ehillesmeye baslar.Kol hareketleri ile avcinin ne istedigini anlar, kanatlarini yari açarak gögsünün oksanmasina müsaade eder.Zamanla insana, çevreye,trafige,düzensiz gürültülü ortama intibak eder, asiri tepki göstermez.Ancak sahibi dahi olsa ani hareketler yapildiginda refleksle savunma durumuna geçer.

 Atmacaya günde sabah yarim ve aksam da yarim olmak üzere lop üzeri pisirilmis katiya yakin bir yumurta yedirmelidir.Bazen kus eti veya dana yüregi de verilmektedir.Atmacacilarin atmacacilikla ilgili yiginla anilari vardir. Bunlardan biri çok ilginçtir.Atmacacinin biri Atmacasina yedirmek için yumurta ve taze eti bulamadiginda otlamakta olan sag inegin kalçasindan atmaca yemligi için et kestigi rivayet edilir.Bu durum atmacaya duyulan sevginin,baska bir canlinin enfeksiyondan ölüme neden olabilecegi gerçeginin önünde olabilmesi düsündürücüdür.

 Atmacacilar avlak tepesinde arzu ettikleri cinste veya nadir bulunan bir atmacayi yakaladiklarinda çilginca sevinç gösterileri yaparlar, meshur “ahihihihi…..” diye narayi atarlar.Bu bagirma sitili atmacacilarin sevinme halindeki haykirislari olup, mutluluklari görülmege degerdir.Dünyanin en degerli hazineleri önlerine konsa bile böylesi heyecani hiçbir maddi varliga degismezler.

 Begenilmeyen cinsi sevilmeyen atmaca agdan çikarildiktan sonra oksanir,öpülür ve uçurularak azat edilir.Atmacanin disindaki diger yirtici kuslara da ayni yöntem uygulanir.Zira avci bilir ki bu nesil zarara görürse bu keyifli atmacacilik macerasi ileride mutlaka biter.Atmacaci tepe keyfini atmaca amaciyla yasar,eger onun nesli tükenirse atmacaciliginda tükenecegi bilincinde olduklarindan çesitlerini benimsemedikleri atmacalari ve diger kuslari hemen özgür birakirlar

Atmacaya benzeyen diger yirtici kuslar sunlardir;erkek atmaca (mamuli3i) yani horoz atmaca.Erkek atmaca disisinden küçük ve daha güçsüz oldugundan tercih edilmez.Ya hemen uçurtulur yada atmacaciliga yeni baslayacak genç avcilara alistirmak maksadiyla hediye edilir.Kisa zaman sonra da uçurularak birakilir.Bunlardan baska atmacaya çok benzeyen ancak atmaca gibi göz kismi sari ve kirmizi degil de siyah olan “karagöz” tabirli yirtici kus vardir.Bu kus da degerli olmadigindan yakalanir yakalanilmaz birakilir.Birde “anke” diye tanimlanan kerkenez ile “mundikvali” diye tabir edilen yirtici kuslardan herhangi biri yakalandigi anda avcisi tarafindan uçurularak serbest birakilir.Avlak tepesinde dogan ve sahinlerde aga takilan yirticilardan olmasina ragmen yöremizde dogan ve sahinle avlanilacak av hayvani olmadigi için (tavsan,tilki,dag keçisi,maral) ilgi görmezler derhal azat edilirler.

 Her atmacacinin ortak arzusu,rüyasi ve hayali en degerli tür olan “beyaz ispir” tabirli atmacanin sahibi olabilmektir.Bu atmaca türüne 10 yilda bir nadiren rastlanmakta olup güzelligi ve marifetiyle insanlarin hayallerini süslemektedir.Bir ispir beyazina 1 otomobilin verildigi duyulmustur.Ayrica atmacanin disindaki en degerli yirticilardan olan “anke sahini” de çok nadir rastlanan bir kustur.Bu kusun degeri paha biçilmezdir.Özellikle Araplarin tavsan avlamak için çok önem verdiklerini biliyoruz.Avcilarin sürekli ispir atmacasi veya anke sahini yakalayabilme hayaliyle 15 Agustosta çiktiklari tepelerden 15 Ekim'de indikleri sikça görülmüstür.Ancak eldekilerle yetinmek zorunda kalan atmacacilar umduklarini bulamadiklari tepeden kendilerine göre en degerlisini saklamak üzer ve digerlerini azat ederek inerler ve derhal atmacacilarin yogun oldugu Tüccarlar Kulübü'ne Saatçi Çaça ‘nin Mekanina veya Emiroglu Ali'nin Kiraathanesine giderler.Orada avcilar atmacalarini mukayese ederek yasadiklari heyecanlari birbirlerine anlatirlar.Her avcinin kendine göre begenisini kazandigi atmaca türü vardir.Bu atmacalari egiterek ava alistirdiktan sonra bunlara Eylül ve Ekim aylarinda bildircin avlatirlar.Göç sezonu bitmeden azat edilerek macera gelecek yil yasanmak üzere sona erdirilir.

Sayfa 9

 Bazen avci atmacasini kislatmak için saklar.Yani azat etmez.Onun yasayabilecegi ortami saglayarak bir kis boyu bakimini üstlenir.Buna “sakli atmaca” denir.Arhavi'de en uzun süre (9 yil) atmacayi saklayan Ali Emiroglu'dur.Ali Emiroglu 9 yil baktigi hakiki açik kara atmacasi 10.yil ölmüstür.Bu durumdan çok etkilenen Ali Emiroglu atmacasina anit mezar yaptirmis 3 gün isyerini açmamistir.Komsularinin ve dostlarinin bassagligi taziyelerini kabul edip matemini aylarca sürdürmüstür.Ali Emiroglu ,atmacaya her nevi hayvana duydugu sevgiyle anilir, avcilik ve uluslararasi zooloji dergilerinde röportajlari yayinlanmis folklorik kimlige sahip çok renkli nüktedan dolu bir insandir.

Atmaca 1 yasini doldurup avcisi tarafindan alikonulup sakli duruma getirildikten sonra tüy dökerek ve tüy degistirerek yeni bir kimlige bürünür.Buna “tüylek” denir.

 Yakalanan atmacalar avcilarin zikredilen mekanlarda yogunlastigini belirtmistik.Bu mekanlarin,isyerlerin önündeki caddeleri birbirinden ayiran refüjler arasindaki agaçlarin dallarina karsidan karsiya kalaslar uzatilarak “tünekler” yapilir.Tünegin üzerine cins cins atmacalar oturtulur.Meraklilari,çesitli nedenlerle tepeye gidemeyip,avlanma yapamayanlar tarafindan tipki hayvanat bahçesi yogunlugu ile kuslari izlerler.Atmacalarsa biraz saskin,birazda olaylari kabullenmis gözlerle etrafa bakarak çevreye intibak etmeye çalisirlar.

4- BILDIRCIN AVI

 Aslinda gerçek atmacacilik,atmacanin atmacasina av yaptirmasi ile sonuçlandigi andir.Atmacayi tutmak tabi ki çok önemlidir;ancak doganin ortasinda tutulup getirilen acemi atmacayi,bu vahsi kusu insana itaatkar eden,emir alan ve alinan emri yerine getiren meziyetlere ulasmasinda atmacacinin mahareti gizlidir.Iyi bir atmacaci çok iyi bir avci olmasinin yaninda usta bir ehillestirici kimligine sahip olmasiyla degerlendirilir.

Artik mevsim sonbaharin ortalarini geçmek üzeredir.Havalar sogumaya,saganak yagislar ise artmaya baslamistir.Yani bildircinin göç zamani gelmistir.Rusya'nin uçsuz bucaksiz çayirlarindaki çimen tohumlariyla tahil artiklariyla yemlenen bildircin sicak memleketlere dogru göç etmeye hazirdir.Bildircin her yil sonbahar ortalarinda kafilelerle sicak ülkelere göç eder.

Simdi “Bildircin nasil bir kustur?” birazda onu taniyalim:Keklige benzeyen diger kuslara oranla oldukça büyük bir kustur.18-20 cm uzunlugunda, tüyleri benekli, esmer,bacaklari kisa ,gövdesi toparlaktir.Bildircin basi küçük,çok narin ve sert gagali bir kus türüdür.Basi koyu kahverengi ve gözlerinin çevresi beyaz halkalidir.Otlarin,tahil tarlalarinin ve kisa agaçlik ormanlarda gezinerek tohum,kurtçuk ve böceklerle beslenir.Sülüngiller familyasina ait olan bildircinin Latince adi “coturnix” Lazca da “Otrike” olarak bilinir.

Otrike yani bildircinin yer ve hava ile ilgili adetleri vardir.Yuvasini yerde yapar.Çalilar arasindaki yuvasina bir defa da 7 ile 15 yumurta birakir.Yumurtalari sari kahverengi benekli olup,yilda 2-3 defa kuluçkaya yattigi bilinir.Yumurtalardan 21 günde çikan yavrular beslenmelerini annelerini izleyerek yaparlar.

Alçaktan uçan bildircinlar eski dünyanin büyük bir kisminda yaygindirlar.Daima yasam alanlari sicak ülkelerdir.Iliman bölgelere göçmendirler.Bildircinlar Eylül ve Ekim ayalarinda genellikle Afrika'ya göçerler .Haziran aylarinda tekrar Avrupa'ya dönerler.

Sürüler halinde ve alçaktan uçtuklarindan topluca agla yakalanirlar.Bu yüzden nesli tehlikeye girmis bir hayli azalmistir.Bildircin eti kus türleri içerisinde sülün ve keklikle birlikte en lezzetli etlerin basinda gelmektedir.Bu yüzden bildircin kusuna talep her geçen gün artmakta ihtiyacin bir kismi da çiftlik bildircinlariyla giderilmektedir.

 Bildircini(otrikeyi) bu sekilde tanittiktan sonra simdide onu avlama yöntemlerini inceleyelim

. Sayfa 10

 Otrike avi çesitleri:

1-Geçit yerlerine ag koyarak…

 2-Gece lüks feneri isigiyla,geçici körlük saglayip,kepçeleyerek…

3-Deniz sahilinde ag gerisindeki projektör veya güçlü isik tutularak

4-Av köpeginin yorgun bildircini çalilardan havalandirmasi sonucu havada tüfekle vurularak

5-Atmacaya avlatarak

Konumuz geregi ilk 4 av seklinin adlarini belirtilip geçtikten sonra 5. maddedeki atmacaya avlatarak yapilan avciligi anlatacagiz.

Bilindigi üzere Rusya'nin ve Ukrayna'nin uçsuz bucaksiz ovalarinda yapilan tahil hasadi sonucu ve kisin yanasmasi gerekçesiyle bildircinlar güneye göç etme gereksinimini hissederler.Bu göç yolu üzerinde insanlar çesitli sekillerde bildircini avlamaktadirlar.Eger eti için bildircin avlanacaksa en verimli yöntem olan ag arkasina kurulan projektör isigiyla ag tercih edilmelidir.Eger ata sporumuz olan atmaca ile av yapmak geregi duyulursa maceracilik ve geleneksel avcilik için atmaca kusu kullanilir.

Atmaca ile otrike avi için önce iyi bir av köpegi gereklidir.Bildircin Karadeniz'i geçerek ilçemiz sahillerine ulastiginda ve özellikle yagisli havalarda yagmurdan kanatlari agirlasmis asiri yorgun durumdadir.Bildircin karayi ilk gördügünde çalilarin arasina girerek dinlenmek ve yeniden güç kazanmak için yemlenecegi atmaca avcilari tarafindan bilinir.O yüzden atmacacilar av köpeklerini hizla çalilarin arasina salarak korku yaratirlar.Panige kapilan bildircin güçsüz kanatlarina ragmen derhal havalanir. Bu durumda atmacaci atmacayi ilk yakaladigi gibi avucunun içinde tutmaktadir.Atmaca ise,ava getirilirken yari aç durumda oldugundan av için çok istahlidir.Köpegin havalandirdigi bildircina avci atmacasini bir mizrak gibi firlatir.Kisa bir uçusma sonucunda atmaca bildircini havada yakalar ve yere düsürür.Yerde pençelerini sirtina geçirmis sekliyle bildircinin kafasina kivrik gagasini vurarak öldürür.

Iyi bir atmacaci atmacanin avinin basini yemesine müsaade etmelidir.Daha sonra avci atmacasini avinin üstünden pençelerinin arasindan almalidir.Atmaca,avinin basindan birkaç parça et koparip yediginde istahi kabarip yeni avlar için sabirsiz duruma gelir.Atmaca,avini yakalar yakalamaz pençelerinden almak dogru degildir.Bu durumda atmaca olumsuz isler yapabilir.Ava yönelmez,agaca tüner veya sahibine itaat etmeden kaçar gider.Böyle durumlar için atmacacilar önleyici tedbirler gelistirmislerdir.Atmacanin ayagina baglanan ince kinnap sicimiyle salinan atmaca eger kaçma tesebbüsünde bulunursa ipliginden çekilerek kaçisi engellenir.

Genelde böyle durumlara acemi,ehillestirilmeden ve hazirliklari tamamlanamadan bildircina firlatilan atmacalar düser.Ehil,sahibiyle iletisim kurmus atmaca avini yakaladiginda pençesini avina batirarak sahibini bekler.Atmacaci atmacasinin bir parça av eti yemesine müsaade ettikten sonra bildircini alarak av torbasina koyar.Avci atmacasinin boynunu ve sirtini oksayarak onu onurlandirir.

Atmaca muzaffer bir gladyatör edasiyla gururludur;SAHIBINE HIZMET ETTIGI IÇIN. Atmacaci zekasiyla gururludur ; KUSU,KUSA AVLATTIGI IÇIN .

Arhavili gururludur ; ATASPORUNU IFA ETTIGI IÇIN.

Agustosta tepeye çikisla baslayan bir sezon yasanan onca serüven, otrike (bildircin) avi ile Ekim ayinda sona erer.

Aranizda Dogu Karadeniz'i gezmeyen yoktur sanirim..Bölge, Türkiye'nin genelinden cografi olarak epeyce farklilik gösterir. Daglari, egimi, toprak görünmemecesine olan yesilligi, azgin denizi, iklimi, bol yagisi. Farliliklari daha da sayabiliriz.
Tüm bunlarin yaninda insanlari da farklidir. Insanlarinin yasam biçimleri, dünyaya bakislari da farklidir. Dünyada belki bir daha benzeri olmayan bir biçimde, kendi kendisiyle alay edebilen, kendisiyle ilgili espriler üretebilen ve bunlara yine kendisi gülebilen insanlarin yasadigi alanlardir buralari.
Tüm bunlarin disinda bölgenin özellikle de en dogusuna dogru gidildikçe bir baska farlilik daha gözlenir. Kiyi seridi boyunca dizilen Pazar, Ardesen, Findikli, Arhavi, Hopa, Kemalpasa gibi ilçelerde çok yogun olarak, Rize il merkezi ve Çayeli ilçesinde de az olarak bir avcilik türü yapilir. Bu, "atmacacilik" adi verilen ve basindan sonuna dek doganin içinde geçen bir avcilik türüdür.
Atmacanin ya da yerel adiyla "sifteri" nin avinin öyküsünü anlatacagim size. Bunu okurken ekolojik dengenin nasil olustuguna, ekolojik zincir de denilen ekosistemin nasil isledigine tanik olacaksiniz.
Atmaca avinin iki nedeni vardir. Bunlardan birincisi bu is yalnizca yaz aylarinda (çünkü diger dönemler yumurtlama ve yavrularini büyütme zamanlaridir) ve tümüyle daglarda, doganin içinde yapilabildigindan; dogayla basbasa kalmak isteyenler için ideal bir ortam olusturmasidir. Tatil günlerini bu zamanlara ayarlayan yöre insanlari, günlerinin çogunu bazan da tümünü daglarda geçirirler.
Atmacaligin bir diger amaci da bildircin yakalamaktir. Ama is bildircin yakalama zamanina gelinceye degin çok uzun asamalardan geçilir.
Ilk is misir ekimi yapmaktir. Temmuz aylarinda misir ekimi yapilir. Çekirge en çok da bu misir koçanlarinin arasinda bulunur. Bunlari yakalamak son derece kolaydir. Çekirge yakalanir, belinin ortasindan bir iple baglanir. "Ragi" denilen küçük ve özel bir kafesin içine konulur. Kafesin disi, tümüyle inek kuyrugundaki killardan yapilmis tuzaklarla doludur. Çekirge kafesin içinde belinden iplige bagli olarak ve havada asili olarak tutulur. Böylece açik bir alana birakilir. Çok geçmeden bir atmaca kusu (cicegen) çekirgeyi yemek için ragiye konar. Konmasiyla birlikte de yakalanmis olur. Burda çekirgenin yerini "gvapa" ( diger adi "lakoti" ) da alabilir. Bu, büyükçe bir böcek türüdür ve topragi eseleyerek gezer, topraktan beslenir. Özellikle de yumusak topraklari sever. Bu yumusak topraklarin içinde nerelerde daha çok yasadigini yöre insanlari bilir. Bunlar yakalanir, belinden ipe baglanir ve raginin içine asilir. Ayaklari topraga henüz degecek biçimde bir iplige baglidir. Sürekli topragin içine girmek için çabalar. Onun bu çabalari, atmaca kusu 'nun dikkatinden kaçmaz. Sonunda onu avlamak için raginin üstüne konar, ancak kendisi yakalanir.
Artik elimizde ikinci gereç de tamamdir. Sira atmaca kusunu egitmekte ve onunla da atmaca yakalamaktir.
Atmaca kusunun önce egitimi gerekmektedir. Kusun 1.5 m. uzunlugunda tümüyle düz bir çubuk üstünde sürekli olarak oturmasi gerekmektedir. Çevresinden korkmamasi için de gözkapaklarinin üstü özel bir maddeyle kapatilir. Böylece kusun yalnizca asagilari görmesi saglanir.
Bu olay her zaman için yapilmaz. Yalnizca atmaca avina çikildigi zaman uygulanir. Kusun tüm zamanlari çubugun üstünde geçer. Zaten kendisi de kuru agaç dallarinda yasamayi sevdiginden sorun da olmaz. Burada yemlenir. Yemlenme dediysem de, et verilir. Çünkü bu kus, etoburdur. Onu beslemek için baska serçe türleri öldürülür ve atmaca kusunun çubuguna, temizlendikten sonra baglanir. Kus buradan beslenir.
Sira gelir bu kus araciligiyla atmaca yakalamaya. Yalniz, bunun için baska gereçlere de gereksinim vardir. Atmaca daglarda, sirt boylarindan geçer. Yere son derece yakin olarak uçar. Avini kilometrelerce uzaktan görür. Son derece hizli olarak avina yaklasir ve saldirir.
Bu asamada insanin ortada gözükmemesi gerekmektedir. Bunun için de sirt boyunca bir yerde, tümüyle dogal görünüslü bir yer yapilir. "Tente" denilen bu yerin içinde insan vardir. Buradan atmaca gözetlenir.
Atmaca her yilin Agustos ve Eylül aylarinda Gürcistan tarafindan Karadeniz kiyisi boyunca batiya dogru hareket eder. Bu göç yönü ve tarihi hiç degismez. Iste tentelerin gözetleme yerleri, doguya dogru olarak dönüktür ve atmacanin yolunu gözler. Yine atmacanin gelis yönüne göre, genellikle 2x3 m. ya da daha farkli boyutlarda ag gerilir.
Avcilar atmacayi havada uçarken, ne kadar uzakta olursa olsun tanirlar. Diger onca kusun arasinda olmasi, onlara benzemesi ve uzaklik onlar için hiç farketmez. Uzaktan atmacanin görülmesi durumunda, gözlerinin üstü kapali olan atmaca kusu çubugun üstünde olarak tenteden disariya çikarilir. En ileride atmaca, sonra ag ve onun arkasinda da atmaca kusu vardir.
Kus çubugun üstünden kaçirilir. Kaçirilir dediysem bir karis kadar. Ayaklarindan bir iplikle çubuga baglidir. Sagini solunu da göremediginden yalnizca altindaki çubugu görebilir. Ve çubuga konmak ister. Bunu da yapamaz çünkü, çubugu tutan insan eli, çubugu sürekli oynatmaktadir. Burada insanin amaci, kusun sürekli olarak uçmasini ve atmacanin da bu uçusu görmesini saglamaktir.
Gerçekten de atmaca uzaklik ne kadar olursa olsun, avinin harekelerini görür ve kilometrelerce öteden avina saldirmak için hizlanir. Göremedigi ya da belki de görüp de önemsemedigi bir sey vardir, o da kendisiyle kusun arasinda gerili olan ag. Hizla kusa saldiran atmaca, gelir ve aga takilir. Bu gelis öylesine hizlidir ki, bazi avcilar çok dikkatli olmalarina karsin, atmaca kuslarini atmacaya yem etmekten kurtaramazlar. Bazan da atmaca agi iyice farkeder ve agin arkasindan dolasarak kusa saldirir. Tüm bu olaylar bir kaç saniye içinde oldugundan avci kusunu kurtaracak zamani bile bulamaz.
Sonunda atmaca da yakalanmis olur. Avci önce bir sevinç narasi atar. Bu yalnizca yöreye özgü olan özel bir haykiris türüdür. Ardindan eger belinde silahi varsa -ki hemen hemen hepsinde vardir- ve yakaladigi atmaca da iyi bir atmacaysa havaya ates eder. Böylece herkese zaferini iletmis olur. Bu zafer her avci için her gün bir kaç kere olabilir. Yakalan atmaca iyi bir türden degilse hemen serbest birakilir. Iyiyse bir mendile özel bir biçimde baglanir ve merkezi tenteye getirilir. Buralar bir kaç avcinin birlikte kaldigi merkezi yerlerdir. Buralar da ormanin içinde agaçlardan yapilmis, yanlari ve üstü egreti otlariyla kapatilmis, tümüyle dogal olan barinaklardir. Tabii ki içinde ve çevresinde en çok da, avlanan atmacalar bulunur.
Bütün bunlardan sonra isin belki de en zevkli yani olan, vahsi bir atmacanin evcillestirilmesi gelir. Buradaki evcillestirme hiçbir zaman sözcügün gerçek anlamiyla evcillestirme olmaz. Burada anlatilmak istenen atmacanin sahibinden korkmamasidir en fazla. Atmaca öylesine vahsi bir canlidir ki, hiç bir zaman, hiç bir kosulda evcillesmez.
Yukarida söyledigim anlamda evcillestirmek için önce baglanmasi gerekir. Bu is, ayaklarina özel ipler baglanmakla olmaz. Çünkü o zaman uçusa geçtiginde ayaklari çikar. Bunu önlemek için belbagi denilen ve kanatla boynundan geçen özel bir bag kullanilir. Ayrica ayaklarindan da özel bir dengeyle buraya baska bir bag getirilir. Sonuçta kendisine zarar verilmeksizin kusun kaçmasi engellenmis olur.



O belgesellerden ya da filmlerden izlediginiz gibi atmacanin kola tünemesi saglanir. Bu asamada kolun çok iyi korunmasi gerekmektedir. Çünkü en küçügü 1.5 cm. olan pençelerinin deriye geçmesi durumunda, deriyi kurtarmanin yolu yoktur. Pençeler deriyi delik desik eder. Korkar, aci duyarsaniz ya da bunu belli ederseniz, atmaca daha fazla ürker ve daha fazla pençesini batirir. Bu nedenle aciya dayanarak derinizi kendiliginden birakmasini beklemekten baska seçeneginiz yoktur.
Atmaca baslangiçta hep kaçmak ister, siz onun alir kolunuzun üstüne oturtursunuz. Yine kaçar. Ancak zamanla kaçamayacagini anlar ve durumu kabullenir.
Sira onu doyurmaya gelmistir. En çok sevdigi yiyecek de pismis yumurtanin sarisidir. Doyurmayi siz kendi ellerinizle yaparsiniz. Ters bir hareketiniz, yumurta yerine parmaklarinizi gagalamasina neden olabilir. Onu beslemeniz, size biraz daha yakinlastirir.
Bunlarin disinda yazida anlatilamayacak baska türden egitimler de yapilir. Bir kaç gün içinde atmaca, yine vahsidir ama en azindan sahibinden korkmamakta ve ani hareket etmedikçe ondan kaçmamaktadir.
Dogada atmacaya benzer birçok kus türü vardir. Atmacanin özelligi gözlerinin içinin tam anlamiyla sapsari olmasidir. Ayrica, erkegi disisinden daha küçüktür. Bu nedenle yalnizca disisi yakalanir. Digerleri ya hiç yakalanmaz ya da hemen serbest birakilir.
Atmaca yalnizca yumurtayla doyurulmaz kuskusuz. Kendisinden küçük her tür kusu yer. Bu yeni ölmüs ya da canli olabilir. Bazan avcilar baska bir biçimde yakaladiklari bir kusu atmacanin önüne atarlar. Iste gerçek anlamda doganin acimasizligini ve vahsetini orada görürsünüz. Atmaca avini öylesine zevkle, hizla parçalar ve öldürür ki, gözlerinize inanamazsiniz. Çogunlukla "keske görmeseydim" der insan.
Atmaca böylece yakalandiktan ve egitildikten sonra sira onunla bildircin avlamaya gelmistir.
Bildircinlar Karadeniz'in kuzeyinden gelirler. Denizi astigi için yorgundurlar ve ilk kara parçasina konarlar. Özellikle yagmurlu ve gök gürültülü havalarda denizin önündeki ilk toprak parçasina bile konarlar. Bu gelisleri çogunlukla gece olur. Yagmurun geçmesine dek konduklari yerde kalirlar ve hiç hareket etmezler. Bildircinlari avlamanin bir çok yolu vardir. Atmacayla avlamak bunlardan yalnizca biridir. Günün çok erken saatlerinde avcilar kollarinda son bir gündür aç biraktiklari atmacalari (aç olmazsa saldirmaz), ellerinde uzun çubuklariyla dolasirlar. Çubuklarla çimlerin üzerinde gezerler. Eger orda bildircin varsa korkar ve hemen havalanir. Havalanmasiyla birlikte atmaca da arkasindan uçurulur. Çok az da olsa istisnalari olmakla birlikte, atmaca bildircini mutlaka yakalar ve ilk gördügü dala ayaklarinda bildircin olarak konar. Avciya düsen is, parçalamadan gitmek ve ayaklarindan bildircini almaktir.
Bu is bazan saatlerce sürebilir. Çünkü atmaca ne avini vermeye niyetlidir, ne de öyle kolayca yakalanacak yerlere konmaya. Ayaklarina bagli olan kisacik iple yakalanabilir ancak. Tam yanina yaklasirsiniz, uçar. Bir uçmasiyla birlikte yüzlerce metre uzaga gidebilir. Siz de arkasindan.
Tüm bu is avciliktan çok, dogayla yasamanin bir yoludur Dogu Karadeniz'de. Her avcinin sonuçta yalnizca bir atmacasi olur öve onu ertesi yila kadar saklar. Bunlara "tüylek" denir. Isine yaramayanlari ve fazla yakaladigini saliverir. Avcilarin en dikkat ettikleri sey, neslin tükenmemesidir. Bir avcinin bir yilda yalnizca bir adet yakaladigini ve atmaca avinin gerçekten zor kosullarda ve ortamlarda yapilmasi nedeniyle herkes tarafindan yapilmadigini gözönüne alinsaniz, bu korumanin boyutlarini da anlayabilirsiniz. Bu nedenle bölgede belki de yüzyillardir bu av yapilmasina karsin, neslin tükenmesi söz konusu olmamistir.
Bir diger konu atmacanin örnegin yumurtadan çiktiktan sonra, ya da yavruyken yakalanmamasidir. Çünkü bu is, atmaca avciliginin ahlakinda yoktur. Bu avciliktaki amaci oranlarsak, bildircin yakalamak çok küçük bir oranda kalir dogrusu.
Amaç çogunlukla dogada, dagda yasamaktir. Amaç, o ortamda bulunmaktir. Gündüzleri av pesinde olmaktir. Geceleri hep birlikte içki içmek, türküler söylemek, horon oynamak, eglenmektir. Bu nedenle avladigi atmacayi yasadigi kente götüremeyecek olan insanlar, kente dönüslerinde kusu saliverirler. Çünkü yasadiklari günlerdir onlar için önemli olan.
Atmaca avciligi yapildigi günler boyunca daglarda yasanir. Tentelerde elektrik bulunmaz. Televizyon bulunmaz. Hiçbir makine yoktur. En büyük teknoloji ürünü küçük radyolar ve dürbünlerdir. Bunun disinda her sey dogaldir ve dogal ortamda geçer. Kirlilik, gürültü, gazete, dert, tasa, yoktur. Musluk yoktur. Su, dogal kaynaklardan karsilanir. Tüm yiyecekler dogal ortamlardan elde edilir.
Atmaca kültürü yöre insanlari için çok önemlidir. Atmacanin yalnizca disisi yakalanir demistim. Bunun da degisik türleri vardir. Renklerine göre ayrilan bu türlerin de iyisi kötüsü vardir. Bu renk ayrimi çogunlukla boynundaki tüylerin renklerine göre yapilir. Disaridan bakan biri, hiç bir renk ayrimi göremez. Oysa oradaki bir tüyün hafif bir renk farkliligi, atmacanin niteligini de belirler.
Atmacanin niteligi öylesine önemlidir ki, genç ya da yasli insan farketmez, iyi bir atmacayi kolunda oturtup dolasmak, bir onur kaynagidir. Bu amaçla yörede yapilan senliklerde mutlaka atmaca yarismalari yapilir. Görüntüsü en iyi olar atmacaya ödüller verilir. Iyi atmaca gururla dolastirilir. Ömrünün herhangi bir döneminde atmacacilik yapmamis olmak, eksiklik sayilir.
Bu satirlari okuyan çogu kisi isi abarttigimi sanabilir ama, sunu da eklemek istiyorum. Sahibinin atmacasina öylesine bir bagililigi vardir ki, atmaca hastalandiginda çogunlukla sahibi de bundan etkilenir. Mutsuz, sinirli olur. Atmacanin iyilesmesi için her seyi yapar. Atmacasiyla o, bütünlesir. Asla atmacasini öldürmez. Günü geldiginde saliverir.
Isin dogada yasama yanini bir yana birakirsak; bildircin yakalamak için atmaca, atmaca için atmaca kusu ve dogada yasam, atmaca kusu için çekirge, çekirge için misir ekimi. Iste ekosistem. Zincir nasil da birbirine bagli. Aradan birini kopardiginizda tüm dengeler bozuluyor.

Atmacanin Tanimi
Ilmi adi accipiter nisus dur. Atmacanin disisi daha büyük, erkegi ise (mamulici) daha küçüktür. Atmacanin lazca adi (sifteri) dir. Agirligi 180-300 g. arasindadir. En makbul rengi ispir (beyaz) olup 20 rengi vardir. Göçmen bir kus olup 11 yil kadar yasayabilir.

Atmacaciligin Serüveni
Öncelikle atmaca yakalamak için türkçesi danaburnu olan böcek (gvapa) yakalanir. Bu "ragi" denilen, telli kafes biçimindeki tuzaga iple asilir. Sonra bu tuzakla türkçesi çekirgekusu olan (g'aço) yakalanir. Bu kus etçil bir kus olup gözleri deri ile yarim kapatilarak düzgün bir çubugun üzerinde sürekli oturtarak çirpinma egitimi (ojarfalu) verilir. Daha sonra avcilar yüksek tepelerde "çerpe" adi verilen saklanma yerlerinde aglarini (mosa) asarlar. Sonra atmacayi uzaktan görünce çekirge kusunun (gaçoyu) çubukta oynatirlar. Atmaca bu kusun üzerine pike yapar ve aga düserek yakalanir.

Sonra bu atmacaya bel bagi, zil ve yedek ip (çagçir) takilarak bildircin tutmasi için egitilir. Yillarca evde beslenerek renkleri koyulasinca (tüyleg) adini alir. Yumurta sarisi, et ve kusla beslenir.

Yöremizin en eski geleneklerinden olup son zamanlarda dogayi ve vahsi hayati korumak maksadiyla avlanmasi bazi prensiplere baglanmistir.

Bölge insaninin atmacaya olan asiri bagimliligi ve yürekten vurgun olmasindan dolayi da birçok türkülere ve manilere konu olmustur. Bunlardan bazilari bölge insaninin gerçek duygularini yansitirken bazilari da bölge insanini hiç tanimayan, buradaki insanlarin atmacayi nasil sevdiklerini bilmeden onu öldürüp yediklerini ima etmektedir. Oysa atmacayi yemek söyle dursun atmacayi öldürenler bile lanetlenerek toplum disina itilir. Atmacalari öldügünde insanlarin günlerce agladiklari sikça anlatilmaktadir.
Bölge insanini böylesine etkileyen bu sevginin nedeni pek anlasilir gibi degildir. Bu isle mesgul olanlarin ne tuttuklari atmaca nede avladiklari bildircin harcadiklari eforun ve ettikleri masrafin karsiligidir. Ama nedendir bilinmez Agustos ayi geldiginde insanlar çalistiklari fabrikalardan ücretsiz izne ayrilarak yari aç yari tok daglarda bu kusun pesinde gezerler. Bir kültürün, bir gelenegin yasatilmasi çok güzeldir. Fakat bu kültürü yasatirken baska bir canlinin hayatini ve neslini tehlikeye düsürmek insan yüregi tasiyanlarin hos görebilecegi bir sey degildir.
Atmaca küçük yirtici kuslar gurubundan bir göçmen bir kustur. Kertenkele, yilan, kurbaga, fare ve küçük kuslari avlayarak beslenir. Yeryüzünde avini ondan daha ustaca yakalayabilen bir yaratik daha yoktur. Avini yakalarken gösterdigi üstün performans ve atikligi görmeden tahmin yürütmek mümkün degildir.
Bir ok gibi firlar ani bir hareketle avini pençeleriyle yakalar. Agirligi 180-300 gram civarindadir. Ilim dilinde adi Accipiter Nisus'tur. Erkegi disisinden küçüktür. Avda genellikle daha güçlü ve dayanikli oldugu için disi atmacalar kullanilir.
Atmacanin erkegine "Mamulitsa", bir yasindan büyük olanlara da "Tüylek" denir. Avcilik için, insana alismalari ve egitilmeleri daha kolay oldugundan tutulduklari senenin yavrulari yani bir yasini doldurmamis olanlar genellikle tercih edilmektedir. Iyi huylu atmacalar saklanip bir sonraki sezonda avda kullanildigi gibi, ender olsa da dogada kalmis bir yasindan büyük atmacalarla da (Hava Tüylegi) avcilik yapilmaktadir.
Atmaca, Avrupa, Asya ve Afrika'nin ormanlik bölgelerinde yasar. Agustos ayindan baslamak üzere Ekim ayinin sonuna kadar kuzeyden güneye ve kisi güneyde geçirdikten sonra da Nisan Haziran aylarinda da güneyden kuzeye göç etmektedir.
Ülkemizde Atmacacilik olarak bilinen atmaca ile avcilik; Rize'nin Çayeli, Pazar, Ardesen, Findikli ve Artvin'in Arhavi, Hopa, Kemalpasa ilçelerinde yapilmaktadir. Bu yerlesim yerlerine mensup olup ta batiya göç edenler bulunduklari yerlerde uygun ortam bulduklari; Istanbul, Kocaeli, Sinop, Samsun gibi yerlerde de bu ata sporu yapilmaktadir.
Atmacacilik birbirini izleyen bir avlar zinciridir. Nihai hedefi yirtici bir kus olan atmacanin içgüdüsel egilimlerinden faydalanarak bildircin avlama yöntemini içerir.
Atmacaciligin ilk asamasi, çekirge (Mkholi) veya danaburnu (Gvapha) yakalamakla baslar. Daha sonra sirasiyla; Gvapha ile Cicegeni/öaço, Cicegeni ile Atmaca (Siftheri), Atmaca ile Bildircin (Orthiçhi) yakalamayla bu avcilik son bulur.
Karalar, Kizillar ve Sarilar
a) Karalar:Bu tür dogada mevcut olan atmacalarin %45-50 sini olusturur. Amaca uygun olani kiymetli ise de huysuz ve avina gitmeyenine de sikça rastlanilmaktadir.
Kara, Karanin ufagi, Karanin büyügü, Kara kizil, Mçhita kara, Boz kara, Açik kara, Kel boz kara Beyaz Karanin büyügü, Kara kizil, Mçhita kara, Boz kara, Açik kara, Kel boz kara Beyaz açik kara, Karanin ispiri diye çesitleri vardir.

b) Kizillar: Dogada mevcut atmacalarin %3540 ini olusturur. Iyi avci olduklari bilinmektedir. Kizil, Kizilin ufagi, Kizilin büyügü, Boz kizil, Çam kizil, Mçhita kizil, Kçe kizil, Yanmis çam kizil, Uça çam kizil, Beyaz çam kizil, Beyaz boz kizil, Xasi mçhita kizil, Yanmis çam kizili, Kizil ispiri diye çesitleri vardir.
c) Sarilar: Dogadaki atmacalarin % 10-20 sini olustururlar.
Atmacalarin en asil olanlari bu türdendir. Avcilar arasinda Sari ve Ispiri Atmacalarin piri
olarak kabul edilmektedir. Sari, Sarinin ufagi, Sarinin büyügü, Ipek sari, Sari çam kizil, sariboz kizil, Açik sari, Yanmis sari, Beyaz açik sari, Sari ispiri diye çesitleri vardir.

Aranızda Doğu Karadeniz'i gezmeyen yoktur sanırım..Bölge, Türkiye'nin genelinden coğrafi olarak epeyce farklılık gösterir. Dağları, eğimi, toprak görünmemecesine olan yeşilliği, azgın denizi, iklimi, bol yağışı. Farlılıkları daha da sayabiliriz.
Tüm bunların yanında insanları da farklıdır. İnsanlarının yaşam biçimleri, dünyaya bakışları da farklıdır. Dünyada belki bir daha benzeri olmayan bir biçimde, kendi kendisiyle alay edebilen, kendisiyle ilgili espriler üretebilen ve bunlara yine kendisi gülebilen insanların yaşadığı alanlardır buraları.
Tüm bunların dışında bölgenin özellikle de en doğusuna doğru gidildikçe bir başka farlılık daha gözlenir. Kıyı şeridi boyunca dizilen Pazar, Ardeşen, Fındıklı, Arhavi, Hopa, Kemalpaşa gibi ilçelerde çok yoğun olarak, Rize il merkezi ve Çayeli ilçesinde de az olarak bir avcılık türü yapılır. Bu, "atmacacılık" adı verilen ve başından sonuna dek doğanın içinde geçen bir avcılık türüdür.
Atmacanın ya da yerel adıyla "sifteri" nin avının öyküsünü anlatacağım size. Bunu okurken ekolojik dengenin nasıl oluştuğuna, ekolojik zincir de denilen ekosistemin nasıl işlediğine tanık olacaksınız.
Atmaca avının iki nedeni vardır. Bunlardan birincisi bu iş yalnızca yaz aylarında (çünkü diğer dönemler yumurtlama ve yavrularını büyütme zamanlarıdır) ve tümüyle dağlarda, doğanın içinde yapılabildiğindan; doğayla başbaşa kalmak isteyenler için ideal bir ortam oluşturmasıdır. Tatil günlerini bu zamanlara ayarlayan yöre insanları, günlerinin çoğunu bazan da tümünü dağlarda geçirirler.
Atmacalığın bir diğer amacı da bıldırcın yakalamaktır. Ama iş bıldırcın yakalama zamanına gelinceye değin çok uzun aşamalardan geçilir.
İlk iş mısır ekimi yapmaktır. Temmuz aylarında mısır ekimi yapılır. Çekirge en çok da bu mısır koçanlarının arasında bulunur. Bunları yakalamak son derece kolaydır. Çekirge yakalanır, belinin ortasından bir iple bağlanır. "Ragi" denilen küçük ve özel bir kafesin içine konulur. Kafesin dışı, tümüyle inek kuyruğundaki kıllardan yapılmış tuzaklarla doludur. Çekirge kafesin içinde belinden ipliğe bağlı olarak ve havada asılı olarak tutulur. Böylece açık bir alana bırakılır. Çok geçmeden bir atmaca kuşu (ciceğen) çekirgeyi yemek için ragiye konar. Konmasıyla birlikte de yakalanmış olur. Burda çekirgenin yerini "ğvapa" ( diğer adı "lakoti" ) da alabilir. Bu, büyükçe bir böcek türüdür ve toprağı eşeleyerek gezer, topraktan beslenir. Özellikle de yumuşak toprakları sever. Bu yumuşak toprakların içinde nerelerde daha çok yaşadığını yöre insanları bilir. Bunlar yakalanır, belinden ipe bağlanır ve raginin içine asılır. Ayakları toprağa henüz değecek biçimde bir ipliğe bağlıdır. Sürekli toprağın içine girmek için çabalar. Onun bu çabaları, atmaca kuşu 'nun dikkatinden kaçmaz. Sonunda onu avlamak için raginin üstüne konar, ancak kendisi yakalanır.
Artık elimizde ikinci gereç de tamamdır. Sıra atmaca kuşunu eğitmekte ve onunla da atmaca yakalamaktır.
Atmaca kuşunun önce eğitimi gerekmektedir. Kuşun 1.5 m. uzunluğunda tümüyle düz bir çubuk üstünde sürekli olarak oturması gerekmektedir. Çevresinden korkmaması için de gözkapaklarının üstü özel bir maddeyle kapatılır. Böylece kuşun yalnızca aşağıları görmesi sağlanır.
Bu olay her zaman için yapılmaz. Yalnızca atmaca avına çıkıldığı zaman uygulanır. Kuşun tüm zamanları çubuğun üstünde geçer. Zaten kendisi de kuru ağaç dallarında yaşamayı sevdiğinden sorun da olmaz. Burada yemlenir. Yemlenme dediysem de, et verilir. Çünkü bu kuş, etoburdur. Onu beslemek için başka serçe türleri öldürülür ve atmaca kuşunun çubuğuna, temizlendikten sonra bağlanır. Kuş buradan beslenir.
Sıra gelir bu kuş aracılığıyla atmaca yakalamaya. Yalnız, bunun için başka gereçlere de gereksinim vardır. Atmaca dağlarda, sırt boylarından geçer. Yere son derece yakın olarak uçar. Avını kilometrelerce uzaktan görür. Son derece hızlı olarak avına yaklaşır ve saldırır.
Bu aşamada insanın ortada gözükmemesi gerekmektedir. Bunun için de sırt boyunca bir yerde, tümüyle doğal görünüşlü bir yer yapılır. "Tente" denilen bu yerin içinde insan vardır. Buradan atmaca gözetlenir.
Atmaca her yılın Ağustos ve Eylül aylarında Gürcistan tarafından Karadeniz kıyısı boyunca batıya doğru hareket eder. Bu göç yönü ve tarihi hiç değişmez. İşte tentelerin gözetleme yerleri, doğuya doğru olarak dönüktür ve atmacanın yolunu gözler. Yine atmacanın geliş yönüne göre, genellikle 2x3 m. ya da daha farklı boyutlarda ağ gerilir.
Avcılar atmacayı havada uçarken, ne kadar uzakta olursa olsun tanırlar. Diğer onca kuşun arasında olması, onlara benzemesi ve uzaklık onlar için hiç farketmez. Uzaktan atmacanın görülmesi durumunda, gözlerinin üstü kapalı olan atmaca kuşu çubuğun üstünde olarak tenteden dışarıya çıkarılır. En ileride atmaca, sonra ağ ve onun arkasında da atmaca kuşu vardır.
Kuş çubuğun üstünden kaçırılır. Kaçırılır dediysem bir karış kadar. Ayaklarından bir iplikle çubuğa bağlıdır. Sağını solunu da göremediğinden yalnızca altındaki çubuğu görebilir. Ve çubuğa konmak ister. Bunu da yapamaz çünkü, çubuğu tutan insan eli, çubuğu sürekli oynatmaktadır. Burada insanın amacı, kuşun sürekli olarak uçmasını ve atmacanın da bu uçuşu görmesini sağlamaktır.
Gerçekten de atmaca uzaklık ne kadar olursa olsun, avının harekelerini görür ve kilometrelerce öteden avına saldırmak için hızlanır. Göremediği ya da belki de görüp de önemsemediği bir şey vardır, o da kendisiyle kuşun arasında gerili olan ağ. Hızla kuşa saldıran atmaca, gelir ve ağa takılır. Bu geliş öylesine hızlıdır ki, bazı avcılar çok dikkatli olmalarına karşın, atmaca kuşlarını atmacaya yem etmekten kurtaramazlar. Bazen da atmaca ağı iyice farkeder ve ağın arkasından dolaşarak kuşa saldırır. Tüm bu olaylar bir kaç saniye içinde olduğundan avcı kuşunu kurtaracak zamanı bile bulamaz.
Sonunda atmaca da yakalanmış olur. Avcı önce bir sevinç narası atar. Bu yalnızca yöreye özgü olan özel bir haykırış türüdür. Ardından eğer belinde silahı varsa -ki hemen hemen hepsinde vardır- ve yakaladığı atmaca da iyi bir atmacaysa havaya ateş eder. Böylece herkese zaferini iletmiş olur. Bu zafer her avcı için her gün bir kaç kere olabilir. Yakalan atmaca iyi bir türden değilse hemen serbest bırakılır. İyiyse bir mendile özel bir biçimde bağlanır ve merkezi tenteye getirilir. Buralar bir kaç avcının birlikte kaldığı merkezi yerlerdir. Buralar da ormanın içinde ağaçlardan yapılmış, yanları ve üstü eğreti otlarıyla kapatılmış, tümüyle doğal olan barınaklardır. Tabii ki içinde ve çevresinde en çok da, avlanan atmacalar bulunur.
Bütün bunlardan sonra işin belki de en zevkli yanı olan, vahşi bir atmacanın evcilleştirilmesi gelir. Buradaki evcilleştirme hiçbir zaman sözcüğün gerçek anlamıyla evcilleştirme olmaz. Burada anlatılmak istenen atmacanın sahibinden korkmamasıdır en fazla. Atmaca öylesine vahşi bir canlıdır ki, hiç bir zaman, hiç bir koşulda evcilleşmez.
Yukarıda söylediğim anlamda evcilleştirmek için önce bağlanması gerekir. Bu iş, ayaklarına özel ipler bağlanmakla olmaz. Çünkü o zaman uçuşa geçtiğinde ayakları çıkar. Bunu önlemek için belbağı denilen ve kanatla boynundan geçen özel bir bağ kullanılır. Ayrıca ayaklarından da özel bir dengeyle buraya başka bir bağ getirilir. Sonuçta kendisine zarar verilmeksizin kuşun kaçması engellenmiş olur.

O belgesellerden ya da filmlerden izlediğiniz gibi atmacanın kola tünemesi sağlanır. Bu aşamada kolun çok iyi korunması gerekmektedir. Çünkü en küçüğü 1.5 cm. olan pençelerinin deriye geçmesi durumunda, deriyi kurtarmanın yolu yoktur. Pençeler deriyi delik deşik eder. Korkar, acı duyarsanız ya da bunu belli ederseniz, atmaca daha fazla ürker ve daha fazla pençesini batırır. Bu nedenle acıya dayanarak derinizi kendiliğinden bırakmasını beklemekten başka seçeneğiniz yoktur.
Atmaca başlangıçta hep kaçmak ister, siz onun alır kolunuzun üstüne oturtursunuz. Yine kaçar. Ancak zamanla kaçamayacağını anlar ve durumu kabullenir.
Sıra onu doyurmaya gelmiştir. En çok sevdiği yiyecek de pişmiş yumurtanın sarısıdır. Doyurmayı siz kendi ellerinizle yaparsınız. Ters bir hareketiniz, yumurta yerine parmaklarınızı gagalamasına neden olabilir. Onu beslemeniz, size biraz daha yakınlaştırır.
Bunların dışında yazıda anlatılamayacak başka türden eğitimler de yapılır. Bir kaç gün içinde atmaca, yine vahşidir ama en azından sahibinden korkmamakta ve ani hareket etmedikçe ondan kaçmamaktadır.
Doğada atmacaya benzer birçok kuş türü vardır. Atmacanın özelliği gözlerinin içinin tam anlamıyla sapsarı olmasıdır. Ayrıca, erkeği dişisinden daha küçüktür. Bu nedenle yalnızca dişisi yakalanır. Diğerleri ya hiç yakalanmaz ya da hemen serbest bırakılır.
Atmaca yalnızca yumurtayla doyurulmaz kuşkusuz. Kendisinden küçük her tür kuşu yer. Bu yeni ölmüş ya da canlı olabilir. Bazan avcılar başka bir biçimde yakaladıkları bir kuşu atmacanın önüne atarlar. İşte gerçek anlamda doğanın acımasızlığını ve vahşetini orada görürsünüz. Atmaca avını öylesine zevkle, hızla parçalar ve öldürür ki, gözlerinize inanamazsınız. Çoğunlukla "keşke görmeseydim" der insan.
Atmaca böylece yakalandıktan ve eğitildikten sonra sıra onunla bıldırcın avlamaya gelmiştir.
Bıldırcınlar Karadeniz'in kuzeyinden gelirler. Denizi aştığı için yorgundurlar ve ilk kara parçasına konarlar. Özellikle yağmurlu ve gök gürültülü havalarda denizin önündeki ilk toprak parçasına bile konarlar. Bu gelişleri çoğunlukla gece olur. Yağmurun geçmesine dek kondukları yerde kalırlar ve hiç hareket etmezler. Bıldırcınları avlamanın bir çok yolu vardır. Atmacayla avlamak bunlardan yalnızca biridir. Günün çok erken saatlerinde avcılar kollarında son bir gündür aç bıraktıkları atmacaları (aç olmazsa saldırmaz), ellerinde uzun çubuklarıyla dolaşırlar. Çubuklarla çimlerin üzerinde gezerler. Eğer orda bıldırcın varsa korkar ve hemen havalanır. Havalanmasıyla birlikte atmaca da arkasından uçurulur. Çok az da olsa istisnaları olmakla birlikte, atmaca bıldırcını mutlaka yakalar ve ilk gördüğü dala ayaklarında bıldırcın olarak konar. Avcıya düşen iş, parçalamadan gitmek ve ayaklarından bıldırcını almaktır.
Bu iş bazan saatlerce sürebilir. Çünkü atmaca ne avını vermeye niyetlidir, ne de öyle kolayca yakalanacak yerlere konmaya. Ayaklarına bağlı olan kısacık iple yakalanabilir ancak. Tam yanına yaklaşırsınız, uçar. Bir uçmasıyla birlikte yüzlerce metre uzağa gidebilir. Siz de arkasından.
Tüm bu iş avcılıktan çok, doğayla yaşamanın bir yoludur Doğu Karadeniz'de. Her avcının sonuçta yalnızca bir atmacası olur öve onu ertesi yıla kadar saklar. Bunlara "tüylek" denir. İşine yaramayanları ve fazla yakaladığını salıverir. Avcıların en dikkat ettikleri şey, neslin tükenmemesidir. Bir avcının bir yılda yalnızca bir adet yakaladığını ve atmaca avının gerçekten zor koşullarda ve ortamlarda yapılması nedeniyle herkes tarafından yapılmadığını gözönüne alınsanız, bu korumanın boyutlarını da anlayabilirsiniz. Bu nedenle bölgede belki de yüzyıllardır bu av yapılmasına karşın, neslin tükenmesi söz konusu olmamıştır.
Bir diğer konu atmacanın örneğin yumurtadan çıktıktan sonra, ya da yavruyken yakalanmamasıdır. Çünkü bu iş, atmaca avcılığının ahlakında yoktur. Bu avcılıktaki amacı oranlarsak, bıldırcın yakalamak çok küçük bir oranda kalır doğrusu.
Amaç çoğunlukla doğada, dağda yaşamaktır. Amaç, o ortamda bulunmaktır. Gündüzleri av peşinde olmaktır. Geceleri hep birlikte içki içmek, türküler söylemek, horon oynamak, eğlenmektir. Bu nedenle avladığı atmacayı yaşadığı kente götüremeyecek olan insanlar, kente dönüşlerinde kuşu salıverirler. Çünkü yaşadıkları günlerdir onlar için önemli olan.
Atmaca avcılığı yapıldığı günler boyunca dağlarda yaşanır. Tentelerde elektrik bulunmaz. Televizyon bulunmaz. Hiçbir makine yoktur. En büyük teknoloji ürünü küçük radyolar ve dürbünlerdir. Bunun dışında her şey doğaldır ve doğal ortamda geçer. Kirlilik, gürültü, gazete, dert, tasa, yoktur. Musluk yoktur. Su, doğal kaynaklardan karşılanır. Tüm yiyecekler doğal ortamlardan elde edilir.
Atmaca kültürü yöre insanları için çok önemlidir. Atmacanın yalnızca dişisi yakalanır demiştim. Bunun da değişik türleri vardır. Renklerine göre ayrılan bu türlerin de iyisi kötüsü vardır. Bu renk ayrımı çoğunlukla boynundaki tüylerin renklerine göre yapılır. Dışarıdan bakan biri, hiç bir renk ayrımı göremez. Oysa oradaki bir tüyün hafif bir renk farklılığı, atmacanın niteliğini de belirler.
Atmacanın niteliği öylesine önemlidir ki, genç ya da yaşlı insan farketmez, iyi bir atmacayı kolunda oturtup dolaşmak, bir onur kaynağıdır. Bu amaçla yörede yapılan şenliklerde mutlaka atmaca yarışmaları yapılır. Görüntüsü en iyi olar atmacaya ödüller verilir. İyi atmaca gururla dolaştırılır. Ömrünün herhangi bir döneminde atmacacılık yapmamış olmak, eksiklik sayılır.
Bu satırları okuyan çoğu kişi işi abarttığımı sanabilir ama, şunu da eklemek istiyorum. Sahibinin atmacasına öylesine bir bağılılığı vardır ki, atmaca hastalandığında çoğunlukla sahibi de bundan etkilenir. Mutsuz, sinirli olur. Atmacanın iyileşmesi için her şeyi yapar. Atmacasıyla o, bütünleşir. Asla atmacasını öldürmez. Günü geldiğinde salıverir.
İşin doğada yaşama yanını bir yana bırakırsak; bıldırcın yakalamak için atmaca, atmaca için atmaca kuşu ve doğada yaşam, atmaca kuşu için çekirge, çekirge için mısır ekimi. İşte ekosistem. Zincir nasıl da birbirine bağlı. Aradan birini kopardığınızda tüm dengeler bozuluyor.

Yasal Olarak Atmacacılık ( http://rize-cevreorman.gov.tr )

Tazı, sertifikalı av atmacası, ok-yay ile avlanmak isteyenler Av Tezkeresi ve Avlanma Pulu almak zorundadırlar.

1994 -1995 av mevsiminde bir defaya özgü olmak üzere Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğünce verilen atmaca sahiplerinin sertifikaları geçersizdir.

Atmacacılık 2004-2005 Av Dönemi Merkez Av Komisyonu Kararı ekinde yer alan "Geleneksel Atmacacılık Esas ve Usulleri" ile yapılır

Geleneksel Atmacacılık Esas ve Usulleri

Atmacacılık kültürünün doğaya zarar vermeyecek şekilde sürdürülmesi amacı ile ulusal ve uluslar arası mevzuat dikkate alınarak, atmacacıların eğitilmesi, sertifika verilmesi, atmacaların muhafazası, tutma ve bulundurma limitleri, doğaya bırakılması ile ilgili esas ve usuller aşağıda belirtilmiştir.

1. Atmacacılık Eğitimi

Atmaca (Accipiter nisus) yakalamak, bulundurmak ve atmaca ile avlanmak için, Çevre ve Orman Bakanlığı ile Milli Eğitim Bakanlığı arasında imzalanan işbirliği protokolü kapsamında düzenlenen " Avcı Eğitimi Kursu" na ve ayrıca 6 ders saatlik "Atmacacılık Kursuna" katılmak ve başarı belgesi almış olmak şarttır.

Atmacacılık kursları Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü' nce hazırlanan ders notları esas alınarak yapılacaktır. Kurs notlarında yer alan bölümler Doğada Atmaca (I.Bölüm) ve Atmacacılık Geleneği (II.Bölüm) toplam dört saat, Sağlık Bölümü (III. Bölüm) ise iki saat olarak planlanmıştır. Ancak uygulamada süre yeterli olmadığı taktirde üç saate kadar ilave yapılarak toplam süre dokuz saat olabilecektir. Kurslarda eğiticiler, I.Bölüm için avcı eğitimi kurslarında ekoloji veya yaban hayvanları dersini veren eğiticilerden II. Bölüm için yörede atmacacılık kültürünü bilen ve yaşayan kişilerden III. Bölüm olan sağlık bilgisi için ise veteriner hekimler arasından belirlenecektir. Atmacacılık eğitim kurslarının açılmasında tüzüklerinde atmacacılıkla ilgili faaliyetlere yer veren derneklerle işbirliği esastır. Ancak yörede atmacacılıkla ilgili dernek olmadığı taktirde avcı dernekleri ile de işbirliği yapılacaktır.

Kurslara katılabilmek için 18 yaşını doldurmak ve derneğe kayıt olmak gereklidir.

Atmacacılık kursuna katılıp başarılı olanlardan daha önce atmacacılık yaptığı dernek yönetim kurulu tarafından yazılı olarak belirtilen atmacacılara kurs sonunda "Usta Atmacacı Sertifikası" verilecektir. Atmacacılığa yeni başlayacak, yeterli pratik uygulaması olmayan kişilere ise "Aday Atmacacı Sertifikası" verilecektir. Dernekler kursa katılacak üyelerinden hangilerinin yeterli atmacacılık deneyimine sahip olduğunu kurs başvurusu ile birlikte İl Çevre ve Orman Müdürlüğüne bildirecektir. Aday atmacacılar usta atmacacı yanında iki yıl süre ile eğitildikten ve yanında yetiştiği ustası dahil kayıtlı olduğu dernekçe belirlenecek üç usta atmacacının vereceği referanstan sonra "Usta Atmacacı Sertifikası" alabileceklerdir. Sertifikalar ekte yer alan örneklere uygun olarak hazırlanacaktır.

"Usta Atmacacı Sertifikası" alacak kişiler Çevre ve Orman Bakanlığı Döner Sermaye Bütçesine, atmacacılığın geliştirilmesi ve sürdürülebilir yönetiminde ve eğitim giderlerinde kullanılmak üzere, 2004-2005 av dönemi için, 100 000 000 TL. (Yüz Milyon Türk Lirası) aday atmacacı sertifikası alacak kişiler ise 50.000.000 TL (Elli Milyon Türk Lirası) ödeyeceklerdir. Usta Atmacacı Sertifikaları beş yılda bir beş yılın dolduğu tarihten sonraki ilk ocak ayında vize edilecektir. Sertifika alan kişilerin adresleri telefon, faks vb. bilgileri İl Çevre ve Orman Müdürlüğünce kayıt edilecektir. Adres değişikliği olduğunda İl Çevre ve Orman Müdürlüğüne bilgi verilecektir.

2. Atmaca Tutma, Bulundurma ve Avlanma

2.1. Atmaca Tutma

"Usta Atmacacı Sertifikası" olan atmacacılar bir sezonda en fazla iki atmaca tutabileceklerdir. Tutulan atmacalar İl Çevre ve Orman Müdürlüğünce halkalanacak ve sertifikaya işlenecektir. Halkalar Genel Müdürlükçe temin edilecektir. Atmaca tutmada kuşa (Gaço) ve atmacaya zarar vermeyen hareketli ağ kullanılacak, torba ağ (skence, monta) ve sahipsiz opice gibi zararlı usuller kullanılmayacaktır.

Atmacaların üreme mevsiminde tutulması, yuva alanlarında rahatsız edilmesi ve yuvadan alınması yasaktır.

2.2. Bulundurma

Ustaca atmacacı iki atmacadan birini istediği taktirde kışlamak üzere alıkoyabilecektir. Atmacayı kışlatacak olanların barındırma yeri kontrol edilecektir. Hayvanın rahatça hareket edebileceği genişlikte ve hijyenik şartlarda barınma yeri bulunmayan kişilerin atmacalarına el konulacaktır.

Yakalanan atmacalardan biri ise mutlaka 15-20 Ekim 2004 tarihleri arasında İl Çevre ve Orman Müdürlüğünce il veya ilçe düzeyinde belirlenecek bir günde sağlık kontrolü yapılarak topluca doğaya salınacaktır. Salınan atmacalar sertifikadan düşülecektir.

Atmacanın doğal olarak ölmesi halinde halka muhafaza edilecek ve İl Çevre ve Orman Müdürlüğü bilgilendirilecektir.

Atmacayı bulunduran veya elde gezdirenler yanlarında sertifikasını bulundurmak ve kontrollerde göstermek zorundadır.

2.3. Avlanma

Bu düzenleme ile Usta Atmacacı Sertifikasına sahip usta atmacacılar 2004-2005 Av Döneminde atmacalarını bulundurabilecekler, bunlarla avlanabileceklerdir.

Atmaca ile avlanmak isteyenler av tezkeresi ve o av dönemine ait avlanma pulu almak zorundadırlar.

Usta Atmacacı Sertifikasına sahip atmacacıların atmaca ile avlanmasında, 1 nolu Merkez Av Komisyonu Kararında yer alan avlanma günleri, avlanma zamanı ile avlanmasına izin verilen türler ve limitler esastır.

3. Kontrol ve Denetim

Bu talimatın uygulanmasını denetlemeye, Çevre ve Orman, Jandarma, Köy Tüzel Kişilikleri ve Polis teşkilatı yetkilidir. Ayrıca bu düzenlemelerin uygulamaya aktarılmasında, kontrol ve denetiminde atmacacılık veya avcılık dernekleri ile işbirliği yapılacaktır. Bu konuda yeterli çalışma yapmayan derneklerle işbirliğine gidilmeyecek ve bunların üyelerine yeni kurs düzenlenmeyecektir.

Atmacaların her türlü ticareti yasaktır. Yukarıda belirlenen esas ve usuller dışında atmaca tutan, bulunduran veya avlanan atmacacıların sertifikası iptal edilecek ve kendilerine bir daha sertifika verilmeyecek, atmacalarına el konulacak, yasal işlem başlatılacak ve ayrıca Bakanlıkça öngörülen tazminat bedelleri talep edilecektir

Kaynak : anonim


Ana sayfa | Hakkımızda | | E-mail